Gümüş Mor Alev

Gümüş Mor Alev Nedir?

Gümüş Mor Alev, spiritüel üstatlarin binlerce yildan beri bildikleri yüksek frekansli bir spiritüel enerjidir. Yükselmis Üstat Saint Germain tarafindan yeniden ortaya konmustur, Tanri/Evren bilincinin yedinci isinidir. Gümüş Mor Alev, toplulugun çagrisini ya da insanogluna spiritüel hizmet çagrisini duyanlar içindir, yasamimizda bencilligin üstesinden gelmek için gereken bilgeligi de saglar.

Gümüş Mor Alev uyumlamasini aldiktan sonra onu mantralarla cagirabilirsiniz. Meditasyon ve göz önünde canlandirmayla birlestirildiginde Gümüş Mor Alev’in fiziksel, zihinsel, duygusal ve spiritüel düzeylerde tezahür eden negatif enerjiyi degistirme ya da dönüstürme gücü vardir. Bu negatif enerji, hastalik, stres, endise, korku, kusku, nefret, öfke ya da istenmeyen aliskanliklar vb formlarda olabilir. Bunlarin hepsi bizim daha yüksek spiritüel plandaki güzelligi ve sevinci deneyimlememize engel olur.

Gümüş Mor Alev’in nitelikleri özgürlük, simya, adalet, sevinç, bagislama ve merhamettir. Mantralari kendinizi vererek söylediginizde Gümüş Mor Alev, bedeninizin, zihninizin, duygularinizin, hatta bilinçalti hafizanizin her hücresine, her atomuna girer. Elektronlarin titresimini yükseltir, böylece biz de, Tanrimizin Varligindan gelen saf kozmik enerjiyle daha çok yanki yapariz. Sonuçta, Mor Alev kendinden nefret etmekten fiziksel virüslere kadar hersey dahil olmak üzere spiritüel ya da fiziksel varligimizin içine yerlesmis bütün negatif enerjiyi dönüstürür.

Gümüş Mor Alev fiziksel organlarimiza yerlesmis toksinleri atmanin yani sira eterik, zihinsel, duygusal ve fiziksel bedenlerimize kaydedilmis olan simdiki yasamimizin ve geçmis yasamlarimizin travmalarini ve karmalarini da degistirir. Kimi kez karmamiz kendini agir bir yük gibi hisseder ama Gümüş Mor Alev’i davet ettigimizde kendimizi daha hafif ve daha az bir yükün altinda hissederiz, çünkü o, kisisel sorunlarimizin nedenini, kelimenin tam anlamiyla yakar. Baska bir deyimle Gümüş Mor Alev geçmis yasamlarimizin kayitlarini siler, dolayisiyla özsaygimizi artirir, kendimizden memnun olmamiza yardim eder.



Uyumlamaya Hazirlanma

Gümüş Mor Alev uyumlamasi, hem uyumlamayi alan, hem de veren için bir zevktir. Herkes, bir iç dönüsümün yani sira kendine özgü bir uyumlanma deneyimi edinir. Daha sonra baskalarina karsi daha sevecen olursunuz ve kendinizden çok baskalarina da ilgi gösterirsiniz.

Gümüş Mor Alev Enerjisini Kullanma

Gümüş Mor Alev dönüstürücüdür, onu hem kendiniz, hem de baskalari için kullanabilirsiniz. Uyumadan önce Gümüş Mor Alev çagirabilirsiniz ve sifa gereken bir konuda çalismalayi isteyebilirsiniz. Sabah sorun serbest birakilmis olur, yine de engelleri asmak, bagimliliklarin ya da derinlere kök salmis korkularin üstesinden gelmek gibi daha derindeki sorunlar için arka arkaya 30 gece süreci tekrarlayabilirsiniz.

Gümüş Mor Alev kullanilarak aci veren hatiralara sifa verilebilir, hatta Gümüş Mor Alev iliskilerdeki güçlüklerin giderilmesine de yardim edebilir. Iliskilerindeki sorunlara Gümüş Mor Alev gönderen kisiler korkunç bir yükün kalktigi duygusunu yasadiklarini ve yasamlarinda daha ileriye gitmek için kendilerini özgür hissettiklerini belirtmektedirler.
Gümüş Mor Alev, her gün çagirilarak aura ve baslica çakralar temizlenip arindirilabilir.
Gümüş Mor Alev ile yapabileceginiz seylerden biri, ona tüm negatif duygularinizi ve duygulanimlarinizi donusturtmektir. Sizde rahatsizlik yaratan herseyi bu sekilde Gümüş Mor Alev’e havale edin. Böylece, enerjinin fiziksel bedeninizde akisini kesintiye ugratan düsüncelerinizin, gitmelerini istemediginiz yönlere gittigini gördügünüzde, bu kesintiye ugramalarin ne oldugunu çözdügünüzde, zaman içinde bunu yapmak çok daha kolay olur, siz sadece onlari Gümüş Mor Alev’e havale edin.
GMA enerjisi kullanim alanlari ile ilgili olarak bazi öneriler
GMA yi kullanmak icin ,önce enerjiye bir master tarafindan uyumlanmak, daha sonra da enerjiyi “kalbimi, benligimi, bedenimi, bilincimi ve ruhumu GMA enerjisine aciyorum ” diyerek davet etmek gerekir, enerji birkac saniye icinde akmaya baslayacaktir.

Asagida bir takim örneklerden faydalanabilirsiniz.

Örnekler:
* Cakralari sifalandirma,
* Hastaliga neden olan duygu, his ve aninin dönüstürülmesi,
* Bilic ve bilincaltindaki olumsuz kaliplari arindirma,
* Bilic ve bilincaltindaki korkulari dönüstürme,
* Kisi ya da kisiler arasindaki (is, es, arkadaslik ) herhangi bir sorunu dönüstürme.
Ayrica, 
* Bulundugunuz ortamda negatif enerji hissediyorsaniz, GMA yi cagirarak, ortami aritmasini, dönüstürmesini isteyebilirsiniz.
* Her sabah GMA’yi cagirarak gun boyunca yolunuza cikacak tum negatiflikleri donusturmesini isteyebilirsiniz..
*Tüm psisik saldirilardan arinmak üzere niyetlenebilirsiniz..
* Belli bir bölgeye belli bir durum icin; (deprem, sel, salgin, huzursuzluk…vs ) GMA gönderebilirsiniz.
* Tüm dünyaya GMA gönderebilirsiniz.
* Ülkenize GMA gönderebilirsiniz.

Metafizik nedir?

Metafizik varlığı, varlığın ilk ilkelerini ve nedenlerini konu alan en genel ve temel disiplindir. Varlıkları birbirinden ayıran özellikleri bir tarafa bırakınca geriye kalan ilke ve nedenler metafiziğin konusudur. Neyin gerçekten var olduğu ve görünüşün ardındaki gerçeği arar. Fizikötesi ya da doğaötesi olarak Türkçeleştirilmiş, maddenin ötesindeki nedene odaklanmıştır. Fiziğin ardındaki temellerle ilgilenir. Çağdaş zamanlarda fiziğin ilgilenmediği şeyler metafizik olarak algılanmıştır. Bunun sebebi deney ile ulaşılan bilgiyle yetinmemesi, varlığın ardındaki sebepleri merak etmesidir. Din veya sezgi metafizik olmakla itham edilmişse de aslında metafizik öte dünyalarla değil bu dünyadan yola çıkar. Yaşadığımız varlığın özünü araştırır.

Metafizik Aristoteles ile müstakil bir çalışma olarak ortaya çıkmıştır. Aristoteles’in doğa ile ilgili çalışmaları “Fizik” adı ile derlenmiş, bundan sonra gelen çalışmalarına da “metafizik” adı verilmiştir. Metafizik adı verilen ve Fizik’ten sonra gelen çalışmada Aristoteles “ilk felsefe” dediği bir disiplin ortaya koymaya çalışmıştır. Şeylerin ilk nedenlerini, prensiplerini ve var olmayı sorgulamıştır. Metafizik olarak art zamanlı biçimde tanımlanan bu çalışma genel yargılara ilişkin temel çıkarımlar disiplini olarak da algılanabilir. Şeylerin esasını merak etmek bu uğurdaki en belirgin davranıştır. Aristoteles “ilk felsefe” dediği şeyi metafizik olarak adlandırmamış, kendinden sonrakiler bu ilk felsefeye metafizik demiştir.

Metafizik varlığın ilk ilkelerini ve nedenlerini konu alan en genel ve temel felsefe disiplini olarak tanımlanmaktadır. Var olan her şey için geçerli olan ilkeleri, neyin gerçekten var olduğunu ve görünüşün ardındaki kalıcı gerçekliği araştırır. Görünenin ardına baktığı için bilimsel bilgiye zıt olduğu düşünülmüş ve eleştirilmiştir. Antik Yunan filozoflarından beri deneysel bilginin karşıtı olduğu sanılabilmiştir. Bunun temellerinde Aristoteles’in ve antik Yunan filozoflarının etkilerini görebiliriz.

Aristoteles gerçeği ararken görünen dünyaya ve gözleme dayanmaya çalışmıştır. Ne var ki kadınların erkeklerden daha az dişi olduğunu söylemesi ile de Bertrand Russel’dan bir eleştiri almıştır. Russel’a göre Aristoteles kadınların erkeklerden daha az dişe sahip olduğunu düşünmüştür. Aristoteles kadınların diş sayısını bildiğini sanmış, gözlem yapmamıştır. Kadınların diş sayısı gibi birçok konuda gözlem yapmadan, deneysel olmayan çıkarımlar türetmiştir. Russel Aristoteles’in gözleme olan tutkusunu övenleri de gözlem yapmamakla eleştirmektedir. Bu popüler hale gelen örnek ile gözlemi vurgulamış olan Aristoteles’in dahi bugünkü anlamda gözlem şartlarını oluşturmadığını düşünebiliriz. Biz gözlem denince deneyi ve arka planda laboratuvarı aklımıza getirsek de, Antik Yunan’da esas olanın metafizik olduğu ve gözlemin onun yanına getirilmeye çalışıldığı unutulmamalıdır.

metafizik nedirBurada antik Yunan’da ideal olanın gözlem ile karşılaştırılması akla gelir. Antik Yunan’da ideal olan fizik olandan daha evladır. Russel’ın Aristoteles’e eleştirisinde ve modern bilimlerin Aristoteles’i yanlışlamasında gözlem eksiği görmesi art zamanlı bir durumdur. Aristoteles’in gözlemi vurgulayan en önemli filozoflardan olmasına rağmen gözlem eksiği yapması gözlemin karşısında ideal olanın önemsenmesindendir. Antik Yunan’da aslolan ruhtur ve ölümlü madde gerçeğe ulaşmada ikinci plandadır. Metafiziğin tarihi de bu idealist anlayışta ortaya çıkmaktadır.

Bioenerji nedir?

Bioenerji, dualar, esmalar, ayet ve surelerle yapılan şifa çalışmasıdır. Ayet ve surelerin  enerjilerini, uygulama yaparken karşı tarafa pozitif enerji olarak aktarmak ve negatif enerjileri çekmek diyebiliriz.

Evrensel Yaşam Enerjisi anlamına gelen Bioenerji, adından da anlaşılacağı gibi, zaten içinde yaşadığımız enerjinin ta kendisidir diyen Medyum Bilge Uğuz, yaşadığımız günlük koşuşturmaların stresinden çoğumuz farkında değilizdir diyor.  Halimiz bir balığın suyun içinde olup ta suyun farkında olmamasına benzer. Dolayısıyla, önemli olan bize hayat veren bu enerjinin bilincinde olmak, böylece, olumlu etkilerini almaya açık olmaktır.

İşte bioenerji uygulamak evrenin şifa kanalıyla aynı frekansta olmak gibidir. Olumlu etkisinı duyumsamamız kaçınılmazdır. Çünkü böyle bir niyet öz gücümüzü farketmemize , saf mutluluk, huzur, sevgi, güven, yaratıcılık, başarı vs.. doğuştan sahip olduğumuz kaynakların güçlenmesine vesile olur. Böylece, bu enerjinin fiziksel, ruhsal, duygusal ve zihinsel tüm bedenlerimize iyilik getirdiğini deneyimleriz.

Şifa enerjisi insanlık var olduğundan bu yana  vardır şeklinde açıklama yapan Bioenerji Uzmanı Medyum Bilge Uğuz, Yani Adem a.s başlar, Peygamberlerden ve en son bizim Peygamberimiz Hz Muhammed (sav), ve Peygamber efendimizden mirasçıları olan Allah dostlarına, Evliyahullah ve Evliyahullah’ın aracılığı ile bazı özel insanlara verilen özel  bir ilimdir diyor. Eskilerin tabiri ile ocak kabul edilen elden ele geçen özel çalışma uygulamalarıdır.

Peygamberlerin bu konularda ki mücadele ve çalışmalarını yani onlara özel ilimlerini hemen hemen herkes bilir. Mesela Musa a.s sihirbazlarla mücadele ve onların yaptığı sihirleri , büyüleri etkisiz hale getirmesi. Süleyman a.s Cinlere hükmetmesi ve İsa a.s eliyle dokunarak tedavi etmesi. Peygamberimiz Hz Muhammed a.s ise tüm ilimler şifalar vardır ve mirasçıları aracılığı ile dualar ayetler, esmalar ile insanlar hem ruhsal, hem bedensel şifalanmaktadır.

ŞİFA ENERJİ ÇALIŞMALARININ ÇEŞİTLERİ

Şifa enerji çalışmaları 2 çeşittir diye anlatan Bioenerji Uzmanı Medyum Bilge Uğuz, kendi içlerinde de sınıflara ayrıldığını belirtti. Birincisi rahmani yoldan yani Peygamberlerin Evliyahullahın himmeti ile yani zincir halkası gibi elden ele geçmesi. İkincisi ise sufli dediğimiz varlıkların aracılığı ile uygulanmasıdır.

Rahmani şifa enerjisin de beden deki negatif enerji temizlenerek hem ruhsal , hem bedensel şifa çalışması uygulanır. Ruhsal dediğimiz de özellikle psikolojik rahatsızlıkların ve sinir sistemi üzerinde ki birikmiş negatif enerjiler temizlenir. Ve varlıkların insan bedenine bıraktığı negatif enerjiler kontrol edilip temizlenir.

Bioenerji Uzmanı Medyum Bilge Uğuz , Sufli yani varlıkların aracılığı ile yapılan çalışmalardır dedi. Bu çalışmalar da  biraz daha tehlikelidir. Şifa çalışması esnasında uygulama yapılan kişiye varlık  bulaşabilir ve zamanla o kişi de ruhsal sıkıntılar olabilir.  Şifa çalışmaya uygulayan kişiler çok dikkat etmelidir. Ayrıca uygulama yaptırmak isteyenlerde  bu  şifa çalışması yapan kişilere dikkat etmelidirler.

HANGİ DURUMLARDA ŞİFA UYGULAMASI YAPILIR?

Yaşadığınız olayların sebep-sonuç ilişkisini yavaş yavaş algılamaya başladığınızı vurgulayan Medyum Bilge Uğuz , doğallıkla çözüm üretmeye başlayabileceğinizi belirtiyor.

Ruhsal sıkıntısı olanlar, vesveseli davranışlar, evhamlı olanlar, panik atağı olan insanlar, asabi davranışları olan ve psikolojik rahatsızlıkları olan kişiler rahatlıkla şifa enerjisi yaptırabilirler.

Ayrıca bedeninde rahatsızlığı olanlar mesela, mide, kalp, dolaşım sistemi, prostat, kadın hastalıkları, migren , sırt boyun ağrıları , bölgesel ağrılar, kanser hastalarında ağrıların hafiflemesi, eklem ağrıları, MS, sara hastaları, şeker hastaları vs. olarak sıralayabiliriz.

Yani bir çok hastalıklarda yardımcı alternatif tıp olarak günümüzde de bir çok ülkede uygulandığı ve artık ülkemiz de yavaş yavaş insanların raağbet ettiği doğal şifa enerji çalışmaları uygulanmaktadır.

Yalnızca kendinize değil, başkaları için de kullanabileceğiniz enerji konusunda iyilik getiren şey kişiler değil, enerjnin kendisidir. Bazen iyileştiren, bazen de zor bir süreci kolaylaştırmaya yarayan bioenerji uygulayıcıların değeri bu enerjiye kanal olma niyetleridir. Bu niyet, başkalarının iyiliğine vesile olurken kullanıcının da şifalanmasını sağlar.

KİMLERE ENERJİ UYGULAMASI YAPILABİLİR? 

Yeni doğmuş bebekten son nefese kadar herkese uygulandığını anlatan Bioenerji Uzmanı Medyum Bilge Uğuz, hiçbir yan etkisi olmadığından bahsetti. Özelikle kanser hastalarının ağrılarının hafiflediği ve ruhsal sıkıntısı olup yıllarca kurtulamayanlar şifa enerjisi yöntemlerini denemektedirler. Özellikle de hamile bayanların yaşadığı hamilelik sendromu ve beden de birikmiş negatif enerjinin temizlenmesinde fayda sağlayabilmektedir. Hem kendi ruh sağlığı için, hem de taşıdığı bebeğin hamilelik süresince rahat bir süreç geçirmesi sağlanabilir. Her hastalığın tedavisi mümkün Araştırıp doğru kişiyi bulmak gerek. Gerek şifa enerjisi, gerek  bitkisel tedavi , masaj, hacamat, sülük  gibi  bir çok  doğal tedavi yöntemi vardır ve günümüz modern tıbba yardımcıdır.

NEGATİF ENERJİLERDEN ARINMADA ŞİFA ÇALIŞMASININ YERİ

Büyü başka bir büyü ile bozulmaz. Negatif enerji, ancak kötü enerjiye neden olan varlıkların insan vücudundan arındırıldığı zaman kalkar. Negatif enerjiyi ortadan kaldırmaya çalışmak  kolay bir iş olmayıp, bu meslek ehil uzmanlar tarafından yapılmalıdır. Anne baba adı doğum yılı sorularak kötü enerjiden arınılamaz. İnsanın fiziksel bedeni, sayısal bedeni, astral bedeni, ruhu, nefsi olmak üzere bir bütünsellik arz eder.

Çakra nedir?

Çakralar vücudumuzdaki enerji, yaşam gücü, hayat enerjisi merkezleridir. Çakraları küçük enerji girdaplarına ya da pervanelere benzetebilirsiniz. Sağlıklı çakraları zihninizde tüm yaprakları sağlıklı bir şekilde açılmış bir gül ya da nilüfer çiçeğine benzer şekilde canlandırabilirsiniz. Her çakranın sorumlu olduğu organlar, duygular ve dış dünyaya ait fonksiyonları vardır yani çakraların son derece karmaşık görevleri vardır ve hayatımızı direkt olarak etkilerler.

Ana çakralarımızın her biri omurga boyunca dizilmiştir. Omurganızı geniş bir enerji yolu ya da ana elektrik hattı olarak düşünün ki bu aslında doğru bir benzetme çünkü omurilik tüm elektrik sinyallerini bütün organlarımıza ve uzuvlarımıza taşır ve oradan aldığını beyne götürür. Bu elektrik hattının üzerinde ana giriş ve çıkış prizleri düşünün. Ve bu prizlerle vücudunuzun yaşam sinyalleri yönetiliyor. Çakraları dengeli bir kişide bu ana prizlerin tüm sigortaları passız, kirsiz, olması gerektiği gibi çalışır, şalterler ihtiyaca göre açılıp kapanır. Çakraları dengesiz kişilerde ki bu çoğunluğumuz da böyle, sigortaların kimi yanmış, kimi paslanmış, şalterler çoğu zaman kapalı, bazen de hiç kapanmıyor, enerji yönetimi tamamen verimsiz, ya aşırılık yaşıyoruz ya da eksiklik, bunun yanında sağlık sorunları da baş gösteriyor.

Çakraların Özellikleri:

Vücudumuzun pek çok yerinde çakralar vardır ancak biz ana çakralara odaklanacağız. 2012 ye kadar binlerce yıldır 7 ana çakra ile çalışılıyordu ama şimdi çakraların sayısı arttı. Hala her biri son derece önemli ama Kalp çakrası diğer bütün çakraların dengelenmesinde büyük rol almaya başladı, çünkü bizler ego/entellektüel bilinçle yaşamaktan kalp/sevgi bilinciyle yaşamaya doğru geçiyoruz.

Çakra: Kök

Pozisyon: Kuyruk sokumu ve kasık kemiği arasında

Renk: Koyu Kırmızı

Enerji: Fiziksel enerji, yaşama arzusu, hayatta kalma sorunları, barınak, yiyecek, para

Fiziksel organlar: Hücresel dayanıklılık, hücrelerden geçen enerji, yaşam gücü, omurilik ve böbrekler.

Hormon: Adrenalin

Çakra: Sakral

Pozisyon: Alt karın bölgesi

Renk: Portakal rengi

Enerji: Cinsel enerji, kendine sevgi ve saygı duymak ya da kurban bilincinde olmak

Fiziksel organlar: Yumurtalıklar, üreme organları

Hormon: Yumurtalık hormonları

Çakra: Pankreas yada Göbek

Pozisyon: Göbek deliği

Renk: Safran sarısı

Enerji: Kişinin şahsi gücünün ve evrendeki eşsiz yerinin farkında olması, aklı başında duygusal sağlık. Kişisel kararlılık, kişisel irade gücü.  Sindirim sorunları, kişisel güç ve irade sorunları.

Fiziksel organlar: Sindirim sistemi

Hormon: Pankreas ve safra

Çakra: Ana ya da Çekirdek Yıldız ( solar pleksus)

Pozisyon: Göbeğin hemen üzeri ve diyaframın altı

Renk: Altın sarı

Enerji: Varlığımızın tam ortasında yer alır, varlığımızın aslı, çekirdeğidir, içimizdeki ışığın kaynağıdır. Dengesiz olduğunda suçluluk, utanç, korku, yetersizlik, harekete geçememe durumları ortaya çıkar, ışığımız loşlaşmıştır.

Fiziksel organlar: Karın boşluğundaki sempatik sinir ağlarının en büyüğü. Kendinden çıkan sinir dalları, güneşi çağrıştırdığından güneş anlamına gelen “solar” adını almıştır. Sindirim sistemi.

Hormon: Pankreas

Çakra: Aşağı Kalp (ya da Halion, Yeni çakra sisteminin bir parçası)

Pozisyon: Göğüs kafesinin hemen alt ucu

Renk: Lacivert, petrol yeşili, lavanta ve zümrüt renkleri karışımı (suyun üzerindeki petrolün renk yansımalarını düşünün)

Enerji: Üst kalp çakrası ile alt çakralar arası alışverişi sağlar. Aynı zamanda evrensel bilinç ve yıldız kardeşlerimizle aramızdaki iletişim de bu çakradan yapılmaktadır. Bu çakra genel olarak sözlü değil ama hücresel anlamda komünikasyonu sağlar.

Fiziksel organlar: Kalp, ciğerler, dolaşım sistemi, enerji.

Çakra: Kalp

Pozisyon: Göğüs kafesinin ortası, kalbimizin olduğu yer

Renk: Zümrüt yeşili

Enerji: Evrensel varlığımızın merkezi. Evrenle bağlantımız. Aslımız ve özümüz. Sevgi, kendini sevmek ve kabul etmek, diğerlerini sevmek ve kabul etmek. Travma, yas, kayıp, sevginin kaybolması, depresyon ve ilişki sorunları bu çakranın dengesizliğinde ortaya çıkar.

Fiziksel organlar: Kalp ve ciğerler

Çakra: Üst Kalp (Timüs Çakra ya da Ruhun Oturduğu Yer, Yeni)

Pozisyon: Göğüs kemiğinin üst bölümde bulunan Timüs bezinin olduğu yerdedir.

Renk: Şeftali, gün batımının aldığı renk ve yeşim taşının yeşili

Enerji: Niyet bu bölgede doğar. İlahi sevgi, şefkat, gerçekler, merhamet ve affedicilik. Kalpten konuşmayı sağlar. Dengesizlik kendini affedememe, pişmanlık, kendini zor durumlara sokmak olarak ortaya çıkar. Aynı zamanda bu yaşamdaki karmik dizayn ve geçmiş hayat bilgileri de buradadır.

Fiziksel organlar: Timüs bezi fetüste oluşan ilk bezlerden biridir ve büyümeyi, DNA şablonlarını, bağışıklık sistemlerini kontrol eder. Bağışıklık hastalıkları, kronik hastalıklar, virütik ve bakteriyel hastalıklar bu çakraya bağlıdır.

Hormon: Bağışıklık ve büyüme

Çakra: Boğaz

Pozisyon: Boğazın kökü

Renk: Turkuaz mavi

Enerji: İletişim, konuşma, gerçekler, kendini dünyaya ifade etme

Fiziksel organlar: Ses telleri, boğaz, tiroit. Dengesizlik guatr, larenjit, bronşit, osteoporoz, soğuk algınlığı, kalsiyum eksikliği, metabolizmada yavaşlamaya yol açar.

Hormon: Tiroit

Çakra: Dil ve Duyular (Yeni)

Pozisyon: Çene ucu

Renk: Safir mavisi

Enerji: Ruhani korunma, inanç, bir şeyi sonuna kadar götürebilmek için duygusal sağlamlık, kendine ve ruhani inançlara güvenme. Ruhunda mücadele gücünü yenileme.

Fiziksel organlar: Duyu organları

Çakra: Beyincik (Yeni)

Pozisyon: Kafatasının arkasında

Renk: Lacivert

Enerji: Kulaklardaki denge duyusuna bağlı, vücudun kas kontrolü. Vertigo (baş dönmesi) hastalığı bu çakraya bağlı.

Fiziksel organlar: Kulaklar ve kaslar

Çakra: Üçüncü Göz (Eski 6. Çakra)

Pozisyon: İki gözün ortası

Renk: Mora kaçan lacivert

Enerji: İç görü, altıncı his, yaratmak, var etmek, ruhani gelişim

Fiziksel organlar: Hipofiz bezi, endokrin ve sinir sistemi arasındaki en büyük organizasyon ağını kontrol eder.

Hormon: Hipofiz endokrini

Çakra: Taç

Pozisyon: Başın tam tepesinde

Renk: Eflatun ve beyaz

Enerji: İlahi bilgi ve bilinç, kendini Tanrının bir parçası olarak bilmek

Fiziksel organlar: Epifiz (pineal bez), uyku düzenini ve biyolojik saati düzenleyen melatonini salgılar, melatonin aynı zamanda güçlü bir antioksidan, yaşlanma karşıtı özellikleri bulunan bir hormon, melatoninin sırları hala daha araştırılıyor.

Hormon: Melatonin

Yıldızname

Kişinin, doğum tarihi ve saatine göre hazırlanmış yıldız haritası, o kişinin kader çizgisini bir ölçüde anlamamıza vesile olur. Genetiğimizde mevcut bilgiler eşliğinde kişilik özelliklerimiz, nasıl bir hayat süreceğimiz, uzak ilişkilerimiz, yaşam boyu nelerle karşılaşacağımız; huyumuz, mizacımız, muhtemel hastalıklarımız, hakkında bilgi alabileceğimiz bir alandır diyebiliriz .. Ancak; yıldız ifadesinden anlaşılması gereken insan üzerindeki manyetik etki alanlarıdır (Güncel ifadeyle çakralar). Bu manyetik etkiyi yıldızlar oluşturur. Kişinin özel yıldız haritasında, her gezegen belli bir burcun, belli bir derecesine düşer. Aynı zamanda da 12 evden birine isabet edecektir. Bu şekilde sabitleşir ve artık değişmez. Böylece, buna dayalı olarak beyinde belli noktalar açılır ve faaliyete başlar….

Bu konuyla ilgili olarak Kur’an-ı Kerim bizlere bazı ipuçları veriyor;

“Güneş ay’a yetişemez. Gece de gündüzü geçemez. Hepsi birer felekte yüzerler.” (Yâsin/40)

“O göklerde ve yerdekilerin tamamını, kendi tarafından sizin hizmetinize verdi. Bunda tefekkür eden bir kavim için ayetler ve ibretler vardır. “(Casiye/13)

Hz. Mevlana meşhur eseri MESNEVİ’de, birinci cilt 750-755.ci beyitlerde şöyle anlatmaktadır.

“Güneş, bir burçtan bir burca gidip durduğundan, pencereye vuran ziyası da evin etrafında döner dolaşır. Kimin bir yıldızla alaka ve mecburiyeti varsa; o, kendi yıldızı ile döner, dolaşır, o yıldızın altındadır. Yıldız gibi tertemiz ruhlar, gökyüzündeki yıldızlara ders verir, yardım eder. Görünüşte hükmeden bu bize yıldızlardır, fakat aslında, içrek (Ezoterik = Yalnız vakıf olanlara öğretilen) bilgimiz göklere hükmeder. Bu sebeple sen bedende küçük bir alemsin, fakat hakikatte ise kainat sensin…” 

Şimdi güneş sisteminin hareketini düşünün. Tüm Gezegenler sürekli bir dönüş ve hareket içindeler. Bunun sonucu, her an, değişik mana yüklü dalgalar uzaya yayılmaktadır. İşte, bir gezegen, kendi haritamızda belli bir burçta bulunan ve artık bizim için sabitleşmiş olan gezegenimizin, yani beynimizde açılmış olan sabit bölümlerin üstünden geçerken; veya o nokta ile çeşitli açılar oluşturduğu zaman, biz belli durumlarla, duygularla veya olaylarla karşılaşırız …

Daha önce, o devre açıldığı için, daha sonra, o noktaya denk gelen etkiyi, beynin değerlendirmesi mümkün olur. Sistemin işleyişi bu şekildedir.

Yıldızname doğum günü, ay, yıl, saat ve doğum yerine göre çıkartılmış bir haritadır. Eski dönemlerde doğum tarihleri şimdiki gibi düzenli kaydedilmediğinden, kişinin burç tayini ebced hesabı ile yapılıyordu. Ancak; konudan habersiz ve bilgisiz kişiler hala isimden ebced hesabı yaparak burç tayini yapmaya çalışıyor. Oysa ki, Yıldızname’de doğum darihi en önemli veridir ve ebcedle yapılan hesaplamalar çoğunlukla hatalıdır.

Yıldız haritası, kişinin doğum yerine göre, doğum anında gökyüzünün konumunu kağıt üzerinde, iki boyutlu olarak gösterir. Dairesel bir görüntüsü vardır. Bu Dairenin ortasında Dünya bulunmaktadır. Çünkü biz gökyüzüne dünyadan bakarız. İçi boş olarak kabul edilen daire 30 ar derecelik 12 eşit bölüme ayrılır. Bu bölümleri ayıran çizgilere-ev çizgileri, her bir bölüme de “gökyüzü evleri” veya kısaca “ev” ismi verilir. Her bir ev, yaşam faaliyetlerinden belli bölümleri temsil eder. Evlerin sıralanışı, Saatin tersi istikametindedir.

Başucu NoktasıDoğal gökyüzü haritasında Koç burcunun başlangıcından geçen veya diğer anlatımla, 1. Evin Başlangıç çizgisi UFUK ÇİZGİSİ adını alır. Bu çizginin geçtiği burç ise, Yükselen Burç adını alır … 9 ve 10. evi ayıran çizgi BAŞ UCU noktasıdır ….

Bir yıldız haritasında, Başucu noktası, Ufuk çizgisi ve ev çizgileri çok önemlidir. Başucuna düşen bir Gezegen, adeta yaşamınıza ışık tutar, hayatımızı kendi manası istikametinde yönetir. Ufuk çizgisinin başlattığı 1.ci eve düşen bir gezegen ise, kişiliğinizden tipinize kadar belli özellikler verir.

Ayrıca her hangi bir gezegen, en güçlü etkisini bir eve girerken ve bir evden çıkarken ortaya koyar. Dolayısıyla bu çizgilerin sağlıklı olması için, doğum saati ve tarihinin doğruluğu çok önemlidir.

Fal Baktır

TAROT FALI

Tarot, Orta Çağ’ın sonlarına doğru ortaya çıkmış olduğu tahmin edilen ve insanlık çağının bilinen en eski kehanet yöntemlerinden biridir. 78 karttan ve iki ana bölümden oluşmaktadır. Tarot destesini 56 karttan oluşan küçük sırlar serisi (minor arcana) ve 22 karttan oluşan büyük sırlar serisi (major arcana) oluşturur.

Kelt Hacı:

Her tür soruya uygundur, bu sistem, gelişim süreçleri, arka planda kalan şeylerin aydınlatılması, gelecek zaman, neden öğrenme ile ilgili sorulari yanitlar. Eğer belirli bir soru türü için hangi açılım sisteminin kullanılması gerektiğinden emin değilseniz, Kelt açılımıni kullanabilirsiniz. Toplam 10 kart açılır

İlişki Açılımı:

Iki insan arasındaki ilişkinin türü hakkında bize bilgi verir. Genelde bir aşk ilişkisinin iç yüzünü öğrenmek için acilir, ama iki insan arasında olabilecek başka ilişkiler de bu acilima konu olabilir; örneğin iş, komşuluk ya da aile ilişkisi. Toplam 7 kart açılır. Tipik Sorular = X ile olan ilişkimin durumu nedir?

Karar Açılımı:

Bu açılım birden fazla seçenek olması ancak karar verilememesi durumuna yöneliktir. Toplam 7 kart açılır. Tipik Sorular = Seçeceğim hangi yol benim için daha iyi olacak?

Tarot falı baktırmak için arayın : 0 545 206 61 55

SU FALI

Su falı dünyada bilinen en zor fal türüdür. Bu fala herkes bakamaz bakanlar genelinde bir ayet veya esma hadimi ve hüddam yoluyla bakarlar. Bu Falda medyumun kalbinin temiz olması gerektiğine inanılır.

Fala bakacak kişinin suyu kendisi doldurması şarttır, Su ya bir bardağa yada bir tasa doldurulur , Önce niyet edilir her falda olduğu gibi. Daha sonra fala başlanır , medyum ne kadar konsantre olmuşsa fal o kadar kısa sürede sonuçlanır.

Sessiz sakin çok aydınlık bir yerde değil aksine ışığın çok olmadığı belki de bir mum ışığında medyumun gözünü alacak dikkatini dağıtacak bir şeyin olmadığı, bir ortamda gözünü kırpmadan dikkatle inceledikten sonra suyun içinde şekiller belirmeye başlar.

Su falında titreşimler çok iyi incelenmeli ve de o titreşimlere anlam katılarak yorumlanmalıdır. Su falına herkes bakamaz su falı bakmak isteyenlerin bu fal bakımı için iyi bir zatdan el almaları gereklidir. El almaklada bitmez gerekli okumlar ve bir takım çalışmalar neticesinde su falı bakma sanatını öğrenmek mümkündür. Bağzı hocalar suya bakarlar ama bu işin erbabı medyumlar vardır bunlardan bakım istenebilinir. Bunuda daha önce tecrübe etmiş deneyim görmüş kişilerin refaransıyla yapmaları daha iyi olur.

Su falı baktırmak için arayın : 0 545 206 61 55

KAHVE FALI

Kahve falı oldukça eski ve son derece klasik bir kehanet yöntemidir. Kahve Falı Başta Türkiye olmak üzere özellikle Müslüman ülkelerde çok geçerli bir fal şeklidir.

Kahve fincanı telvesinin oluşturduğu şekillere bakarak yorumlanır. Yorum çoğunlukla fal bakan kişinin içinden hissettikleri ile ağırlık kazanır

Kahve Falı Nasıl Bakılır?

Bir çok falcıya göre kurallı olarak bakılan fal, konsantrasyon için şarttır. Eğlencelik tarzdaki kahve falları, basit kurallarla bakılan bir fal tarzıdır. Kahve fincanı saat istikametinin tersi yönünde, baş üzerinde üç kez çevrilir. Bu esnada bir dilek tutulur. Daha sonra tabağın üzerine doğru döndürülerek kapatılır.

Üzerine metal konarak çabuk soğuması sağlanır. Ayrıca bu metalin, fincan içinde çıkabilecek kötülükleri uzaklaştırdığına inanılır. Bazı falcılara göre de bu metal orada gelecek ile ilgili negatifliği önlesin diye fincan üzerine konurmuş.

Fincan on dakika sonra açılır. Işık, bakan kişinin arkasından gelecek şekilde oturulur. Fincan açılır. İlk önce fincanın orta noktasına doğru bakılır. Bu, fal bakmaya konsantre olmak amacıyla yapılır. Daha sonra fincanın ağız ile içilen noktasından itibaren saat yönüne doğru bir tur attırılır. Ondan sonra ilk başlangıç noktasından itibaren şekiller üzerine yorum yapılır.

Kahve Falı Öncesi, Kahve Falı için yapılan hazırlık

1. Bir niyet tutulur.
2. Fincan tabağa ters çevrilmelidir.
3. Fincan soğuyunca kaldırılmalıdır.
4. İlk önce fincana, daha sonra da tabağa bakılır.

Kahve Falı için hatırlanması gerekenler

1. Kahve telvesi yeterli miktarda olmalıdır.
2. Kahve daima aynı yerden içilmelidir.
3. İçildikten sonra dipte kalan telve karıştırılmamalıdır.
4. Soğumadan fincan kaldırılmamalıdır

Kahve Fincanına Nasıl Bakılır?

Fincan sapından başlayarak hayali bir kutup, ekvator çizgisi ile ikiye yarılıp dört parça şeklinde elde edilir. Saatin akrep, yelkovanın dönme yönüne göre fala bakmaya başlanmalıdır. Hayali kutup çizgisinin sağ tarafında kalan şekiller pozitif semboller olarak yorumlanır, hayali kutup çizgisi sol tarafında kalan şekiller negatif semboller olarak yorumlanırlar. Hayali ekvator çizgisi üstünde kalan şekiller için olaylar kısa bir zaman sonra gerçekleşecek yorumu yapılmalıdır. Hayali ekvator çizgisi altında kalan şekiller için olaylar daha uzun bir zaman sonra gerçekleşecek yorumu yapılmalıdır.

Kahve Tabağına Nasıl Bakılır?

Kahve tabağının içindeki telveyi süzülür, tabak dik şekilde tutulur, gözümüzle dört parçaya bölmeliyiz. Şimdi de fincanda gördüğümüz şekilleri veya benzerlerini bu bölümler içinde aramaya sıra gelmiştir. Tabak falında da fincan falındaki gibi önce renge bakarak başlamalıyız. Tabağa konan telvenin şekline bakmalıyız, yalnız tabak falındaki yollar her zaman için aşağıdadır. Bu sebeple, çekim kurallarına göre uzanan bu yolların aynı fincan falındaki gibi yorumlanmamız gereklidir. Tabak falı fincan falındakileri bilgileri onaylamak içindir. Şayet fincan falındaki yorumları onaylamıyor ise niyet neticesindeki yorum çok uzun sürecek veya hiç olmayacak demektir.

Fal Yorumunda Dikkat Edilecekler?

Kahve falına baktığınız kişi hakkında bilinçaltınızdaki mesajları hatırlamalısınız. Falına baktığınız kişi, fincandaki şekiller arasındaki alakayı derhal kurarak titreşimsel enerji oluşturmalısınız, en kısa zamanda benzetme, sonra da yorum yapmalısınız.

Fincandaki şekillerin yorumunu gerek sizi, gerek de falına baktığınız kişiyi aşrı üzmesine yada sevindirmesine izin vermemelisiniz, neticede fal olduğunu unutmayın.

Kahve falı baktırmak için arayın : 0 545 206 61 55

İSKAMBİL FALI

Fal insanların hiçbir zaman vazgeçemediği ve hayatın içinde bulundurduğu geleceğe dair varsayımlardır. İnsanların geleceğe duyduğu merak ve öğrenme arzusu değişik falların doğmasına yol açmıştır. Dünyanın kurulduğu zamanlardan bu yana çok değişik araçlarla fallar bakılmıştır. İskambil falı da bu fal çeşitlerinden sadece bir tanesidir. İskambil kağıtlarının sadece oyun oynamak için kullanıldığını sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Kupası, Maçası, Sineği, Karosu hepsinin farklı bir anlamı ve insan ruhuna kattığını özellikleri bulunmaktadır. Papazı, kızı, valesi ve sayıları ile buluştukları vakit insan ömrüne dair çok önemli bilgileri sizlere sunar. İskambil falı,nesillerdir insanların evlerinde ya da özel bir falcıya giderek baktırmış olduğu özel bir faldır. Gerçekçilik payı da çok yüksek olan ve insanların çok inandığı bir fal çeşididir.

İskambil falı bakmak için desteden kendinize kağıtlar çekip yorulmanız gerekmektedir. Kağıtları ve anlamlarını bilmeyen hiç kimse iskambil falı bakamaz. Öncelikle İskambil kağıtlarının anlamlarını çok iyi bir şekilde öğrenmelisiniz.

İskambil falı baktırmak için arayın : 0 545 206 61 55